EmekGüncel

SÖYLEŞİ | “Sermayeye Karşı Sınıf Olarak Birlikte Yürürken Çok Daha Güçlüyüz!”

Sendikaları BİRTEK-SEN öncülüğünde Özak Tekstil’deki baskı, mobbing ve sarı sendikaya karşı direnen Özak işçilerinin mücadelesi devam ediyor. Urfa’da günlerdir jandarma-polis saldırısına karşı direnişini kararlılıkla sürdüren Özak tekstil işçileri, direnişi İstanbul Özak Holding önüne taşıdı.

Özak Holding önündeki direniş çadırında, Levi’s ve Zara mağazaları önündeki çeşitli eylemliliklerle işçilerin direnişi devam ediyor.

Direnişin 68. gününde Özak Tekstil işçisi Funda Bakış ve BİRTEK-SEN Bölge Temsilcisi Çayan Dursun ile röportaj gerçekleştirdik. Direnişin Özak Holding önüne taşınma sürecini, Özak direnişinin öncüsü kadın işçilerin direniş süresince karşılaştıkları zorlukları, direnişin kadın işçilerin yaşamlarında nasıl bir etki yarattığını ve mücadelelerinin nasıl devam edeceğini konuştuk.

– Direnişiniz iki aşkın bir süredir devam ediyor. Mücadelenizi Urfa’dan İstanbul Özak Holding önüne taşıdınız. Bu sürece dair neler söylemek istersiniz?

Funda Bakış: Bir hak arayışı içerisindeyiz. Urfa’dan buraya gelmek, biz kadınlar açısından çok zor oldu. Ailelerimizi ikna etmek zor oldu. Direnişimizi buraya taşımakla çok iyi yaptığımızı düşünüyorum.

Buradaki desteği, sivil toplum örgütleri, emek ve demokrasi kurumlarının desteğini görünce yalnız olmadığımızı hissediyoruz. Ve bazen yeri geliyor çok duygulanıyoruz. Direnişimizi mecburen buraya taşımak zorundaydık. Urfa’da, kolluk kuvvetlerinin çok yoğun saldırısına uğradık. Çok fazla gözaltı oldu. Artık direnişimizi kırmak için ellerinden gelenin çok fazlasını yapmaya başladılar. Bizi sanayinin dışına atmaya başladılar.

Sanayinin dışına çıkınca da orada görünürlüğümüz kalmadı. Çünkü oradaki üretime hiçbir şekilde müdahale edemiyor, direnişimizi devam ettiremiyorduk. Bu sebeple buraya gelmeye gönüllü olan arkadaşlardan 10 kişi belirleyerek direnişimizi buraya taşıdık.

– Yaklaşık iki haftadır Özak Holding önünde direniş çadırınız var. Direniş burada nasıl devam ediyor?

– Bu süreç içerisinde çok fazla ziyaretçimiz, destekçimiz oldu. Onlara buradan teşekkür etmek istiyorum. Onların birliği ile biz bir şeyler kazanabiliriz. Emekçilerin dayanışması bizim için çok önemli.

Nasıl ki patronlar bir olup, kara liste yapıp organizenin içerisinde dağıtıp bizim işimize, ekmeğimize mani oluyorlarsa, biz de sermayeye karşı bir sınıf olarak birlikte yürürken çok daha güçlüyüz. Biz onların desteğiyle çok iyi yerlere vardık.

Dün direnişimizin 67. gününde Urfa’dan gelen patronlar, sendikamızla bir görüşme yaptı. Bu görüşmenin sonucunda bazı taleplerimizi kabul etmediler, dışarıda geçirilen günlerin ücretini ödememekte kararlılardı. Biz de bu durumu sendikamızla değerlendireceğiz.

– Patronlar ilk kez görüşme talebini kabul etti. Nasıl sonuçlandı bu görüşme?

– 67. gündür bizimle ve sendikayla görüşmeyi kabul etmeyen patron ilk defa bir görüşme yaptı. Ve sendika başkanımızla bir görüşme yaptı. Bu görüşme ilk olduğu için bizim için bir umut oldu. Görüşmede yaşanan haksızlıkları anlattık ama bu haksızlıkları, hatalarını hiçbir şekilde kabul etmediler her zamanki gibi. Bu konuda hiçbir şekilde geri adım atmadılar. Bununla birlikte biz çok zorlu bir süreçten geçtik.

Bizim yanımızda olur dediklerimiz tamamen karşımıza geçmiş durumdaydı. Biz anayasal hakkımızı kullanarak devletin bütün kurumlarının yanımızda olduğunu düşünüyorduk. Çünkü anayasal hakkımızı kullanmışız ve “devlet bir yanlışın yanında olmaz” diye düşünüyorduk.

Bu süreçte devletin kolluk kuvvetlerinin bize saldırıları hiç doğru değildi. Çünkü biz orada hiçbir şekilde bir tepki vermeden, bir slogan bile atmadan o saldırılar gerçekleşti.

“Biz birçok şeyi kazandık zaten!”

– Urfa’da toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklı kadınlar cephesinden mücadele ve hayat zorlu bir süreç. Kadınlar olarak bu direnişten ne öğrendiniz?

– Kadın olarak oralarda yaşamak zaten zordu, böyle bir süreçle daha da zorlaşmaya başladı. Bir yandan çevredeki toplumu, ailenizi karşınıza alıyorsunuz. Bir yandan da devleti, valiyi, jandarmayı, polisi, müftüyü ve patronu karşınıza alıyorsunuz.

Devletin bütün aygıtlarını karşınıza alıyorsunuz. Bu süreç biz kadınlar için çok önemli. Urfa’da hiçbir şekilde kadınlar gözaltına alınmaz, kadınlar kamera karşısına geçmez, kadınlar uzun süreli bir yere gidemez gibi birçok kalıp var aslında. Biz bu süreçle birlikte birçok şey kazandık, bu düşünceyi biraz törpüledik ve insanlar artık biraz daha farklı bakmaya başladılar.

İlk başta “kadının orada ne işi var?” diyerek bakıyorlardı. Şu an tamamen bizim yanımızda yer alıyorlar, bizim destekçimiz durumundalar. Ailemiz de en büyük destekçimiz, onlarla birlikte ve dayanışmayla buralara vardık.

Biz direnişimize devam edeceğiz, bir şeyler kazanılana kadar diyoruz ama biz birçok şeyi kazandık zaten. Buraya kadar birçok şey kazandık. Direnişimiz sürecinde çok insana bir şeyler öğrettik ve öğrendik.

Bizimle birlikte birçok kadın güç almaya başladı, güçlü olduğunu hissetmeye başladı. Kadınlar açısından hak arayışına girmek çok önemli bir şey. Çünkü bu ülkede malum hak verilmiyor, hak alınıyor. Biz hakkımız olanı almaya çalışacağız.

Bu süreçte bizim yanımızdaki kim var, kim yok bizim için çok önemli.

“Birikmiş bir öfke var!”

– Sendika olarak direnişi, Özak Holding önüne taşınmanızın sebebini nedir, gelinen durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çayan Dursun: Urfa’da kolluk kuvvetleri bizi izole bir alana ittiler, sanayinin dışına çıkmıştık. Sanayi dışına çıkınca kamuoyu, basın açısından eylemin görünürlüğü biraz zayıfladı. Biz de 10 işçi arkadaşı Özak Holding’in önüne getirdik. Hem direnişin devam ettiğini hem mücadele kararlılığını göstermek için buraya geldik.

İki haftadır buradayız. Buraya gelirken Özak’ta üretim yapan Levi’s ve Zara’nın firmalarının mağazalarının önünde eylem yapmak gibi bir hedefimiz ve düşüncemiz vardı, bu planlamayla geldik. Dün akşam da mağazaların önünde eylem yaptık. Cumartesi de Küresel Eylem kararımız var.

Bu arada işverenle diyalog da gelişti. Bir görüşme oldu. Gelişme istediğimiz düzeyde olmasa da bir diyaloğun gelişmesi, görüşme kanallarının açık olması bizim açımızdan önemli. Bizim iddiamız sorunun çözümü noktasında işverene adım attırmak, adım atıncaya kadar da burada direnişi devam ettirmek.

– Direniş Urfa kamuoyunda ciddi bir yer edinmişti, burada da ciddi bir sahiplenme olduğu ziyaretlerden anlaşılıyor. Bu sahiplenmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

– İlk defa bir direniş, bu düzeyde emek dostları, sendikalar tarafından sahipleniliyor. O açıdan bizim için önemli. Çünkü buradaki eylemlerin çoğunu daha çok emek dostlarıyla, sendikalarla birlikte yapıyoruz. Bu anlamda gerçekten çok olumlu bir dayanışma var. Hem maddi hem de manevi açısından iyi bir dayanışma var İstanbul ayağında.

Bu biraz da şunun işareti; birikmiş bir öfke var, bu öfke patlayacak. Sınıf hareketi açısından da böyle bir öfke var. O öfke patlıyor yavaş yavaş, bunun ayak sesleri bunlar. Asıl bu konuda kurumların bu kadar dinamik hareket etmesi, dayanışma içerisinde olması bence bunun işareti gibi gözüküyor.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu